Kitaplar, alet ve malzemeler, planlar, posterler, bitmis gemi modelleri, hepsi bir arada.

Ana Sayfa - Organizasyon - Gemi Modelcileri - Makaleler - Dersler - Kitaplar - Planlar - Alet ve Malzemeler - Atelye ve Dükkanlar - Kendin Yap - Galeri - Fotoğraf Arşivi - Linkler - Güncel - Geçmiş Zaman Hadiseleri - Pulculuk - Sponsorlar - Mehmet Salihoğlu Hobi Atölyesi - Basın - index (for English) - E-mail

GÜNCEL
Motosikletim ile tek başıma seyahat
Bazen insan kendi kendine kalmak, kendini dinlemek, kendine gelmek, düşünmek ve özgürlüğü daha iyi hissetmek için sınırlarını zorlayarak kabuğunun dışına çıkmak istiyor. İşte bu duygu ve düşüncelerle motosikletim ile tek başıma bir seyahat planladım ve çok şükür kazasız belasız bu seyahatimi gerçekleştirdim.
Motosikletim Mondial marka 125 MT modelli otomatik vitesli bir şehir içi aracı aslında. Uzun yol için üretilmemiş. Devamlı gittiğim yetkili servise danışıp Nurdoğan usta'nın tavsiyesini aldığımda, bazı kuryelerin aynı motorla şehir içinde günde 350 km yaptıklarını ve benim de gideceğim yolun daha fazla olmadığını belirterek devamlı tam gaz olmamak kaydıyla seyir ettiğimde bir problemle karşılaşmayacağımı söyledi.
Önerilerine ilave olarak yanımda gerektiğinde lastiklere fitil takmaya yarayacak takım ve fitiller, küçük bir pompa, ön ve arka ampullerin yedeklerini, yedek buji bulundurmamın iyi olacağını söyledi ve bütün bunları temin ettim. Yağ değişimini yaptırarak yola hazırlandım. Ayrıca 5 litrelik bir yedek benzin bidonunu da arka bagajıma koydum.
 
Şimdi sıra eşimin rızasını almaya gelmişti ki cevabı olumsuz olmuştu. Haklıydı, eşimi ve iki çocuğumu geride bırakarak tehlike derecesi yüksek bir yolculuğa çıkıyordum. Bereket versin kayınpederim motorla rahat yolculuk yapabileceğimi söyledi de biraz yüz buldum ve sabah saat 5.30' da sırt çantama eşyalarımı koyup Besmele çekip evden firar ettim.
23.7. 2008 tarihinde Hızlı Feribotla Yenikapı'dan Bandırma' ya geldim. Sonra Aksakal, Susurluk, Balıkesir, Havran üzerinden Edremit'e, oradan da Kızılkeçili köyüne vardım.
24.7.2008 tarihinde Altınoluk, Küçükkuyu, Ayvacık üzerinden Assos'a bir kez daha geldim.
26.7.2008 tarihinde İstanbul'a aynı yoldan geri döndüm.
 
Bu arada Osman Çağlar'ın yazdığı "Karadeniz'de Üç Liman; Temmuz, Ağustos ve Sinop" isimli romanı okuma fırsatını buldum. Romanda Alemdar kurtarma gemisini, Milli Mücadele'ye katılmak üzere, işgal altındaki İstanbul'dan karadeniz'e kaçırma ile beraber Kurtuluş Savaşı'nın ilk ve son "deniz muharebesi", Ankara Hükümeti'nin resmen tanınması anlamına gelen bir anlaşmayla sonuçlanan bir destanın öyküsü anlatılıyor.

 

Hızlı feribot Yenikapı'dan saat 07'de kalkacağı için 5.30'da motoruma binip 1. Boğaz köprüsünün yolunu tutuyorum. Sabah erken saatlerde yollar tenha. Köprünün ortalarına geldiğimde yağmış çiği fark ediyorum. Hız keserek düşmemeye çalışıyorum. Biraz da rüzgar sallıyor. Neyse çeyrek gazla köprüyü bitirip Yenikapı'ya rahatça ulaşıyorum.
Yenikapı'dan Bandırma'ya yolculuk en fazla 2 saat sürüyor. Bandırma'ya varınca benzin istasyonu arıyorum ama yokmuş. Çıkışta bulunan benzin istasyonunda hem aldığım yedek bidonu hem de motorun deposunu dolduruyorum.
Bandırma'dan Balıkesir'e giderken Kuş Cenneti'ni geçtikten sonra, Aksakal'dan önce bir trafik ekibi beni çeviriyor: "Ehliyet, Ruhsat…" Ehliyetim "B" + "A2". Sorguladıkları merkezde "A2" gözükmüyor. "A2" yi sonradan almıştım. Trafik polisi ehliyetimi aldığım yere işletmemi öneriyor. Evraklarımda eksik yok, cezam yok, teşekkür alıp yola devam ediyorum.
Bandırma'dan Balıkesir'e kadar hiç mola vermeden ortalama 55 - 60 km hızla yaklaşık 3 saate varıyorum. Tansaş Market önünde 45 dakika moladan sonra yola devam ediyorum. Balıkesir - Edremit arası biraz daha zorlu geçiyor. Yollar inişli çıkışlı, virajlar artmaya başlıyor. Motorumdan yorgunluk sesleri geliyor. Bu arada sonsuz bir özgürlük hissi yolculuk boyunca içimi kaplamış durumda. Ben, motorum ve yol...Harika...
karşılaştığım en belirgin sıkıntı tek şeritli yolda beni sollayan veya karşı yönden gelen Tır ve büyük kamyonlar rüzgarlarıyla beni yolun dışına itiyorlar, bazı araçların sürücüleri çok saygılı ve dikkatli iken bazıları sanki kaportamı çizecek kadar yakından geçerek beni solluyorlar. Tehlikeli şekilde sollayanlara en okkalısından küfürler savuruyorum. Mutlaka kulakları çınlamıştır.
İnsan hedeflerine ulaşınca nasıl sevinirse ben de ilk hedefim olan ve seyehatim boyunca konaklayacağım yer olan anneme ait Edremit - Kızılkeçili köyündeki inşaa halinde olan bahçeli evimize varmanın keyfini yaşıyorum. Annem ve Babam beni karşılıyorlar, mütevazi şartlardaki bodrum katındaki yaşam mahallinde aldığım soğuk duştan sonra bana ayrılan mini odaya kendimi atıp bahçeden gelen kuş sesleri arasında uykuya dalıyorum…

Bahçemizde 2 adet kurbağa, 2 adet kumru, 1 adet küçük kaplumbağa, 15 adet civarında kadrolu çalı kuşu, akşamları ortaya çıkan çok sayıda yarasa, çok sayıda cırcır böceği ve çeşitli canlılar mevcut. Nem oranının çok düşük olduğu bu yerde kulak verdiğinizde her an ayrı bir güzellikte. Rüzgarın sesi, canlıların sesleri… Doğa aslında insanoğlu'na hep el veriyor, hayatın akışını sağlıyor. Ama İnsanoğlu doğayı bozmakla meşgul. Yüce Allah her canlıya bir vazife vermiş, çoğumuz farkında değiliz.
9 adet zeytin ağacımızın olduğu bahçede babam da kendine göre ekip biçmekte.

Kardeşlerimdeki astım hastalığına çare olarak bu yörelerin havası iyi geldiğinden Edremit Kızılkeçili beldesinde yıllar önce küçük bir arsayı annemle almıştık. Babam ise şimdi kabası yıllar önce başlanan binayı bitirmeye çalışıyor.

26.7.2008 tarihinde sabah 4.30'da uyanıyorum. Babam kahvaltı hazırlamış. Kahvaltıdan sonra babam beni yolcu ediyor. Besmele çekip motorumu çalıştırıyorum. Kısaları yakıp, uzunlara geçtiğimde köyün köpeklerinin karşıma çıkmaması için dua ediyorum. Ana yola ulaşıyorum. Ortalama 70 km hızla 2 saat sonra Balıkesir'deyim. Benzin alıp yola devam ediyorum. 2.5 saat sonra Bandırma'dayım.
 
Sabah giysilerime rağmen üşümüştüm. Bandırma da hızlı feribot biletimi aldıktan sonra 9.30 güneşini iliklerimde hissetmeye çalışıp yorgunluk attıktan bir saat sonra İdo'nun tam karşısındaki börekçi gözüme takılıyor. 2 büyük bardak çay kendime gelmemi sağlıyor. 1 porsiyon börek, 2 poğaça ile de neşem yerine geliyor. Bu börekçiyi tavsiye ederim. Yedikten sonra midemde herhangi bir yanma olmadı. Kıymalı börek de harika idi. Bandırma'ya sırf bu börekçi için bile gidebilirim… Çevreyi dolaşırken limanda büyük balıkçı tekneleri gözüme çarpıyor ve hemen fotoğraflıyorum.
Nihayet hızlı feribotla Yenikapı'ya varıyorum. Ey İstanbul yine ben geldim; hep bizler küsüyoruz ama İstanbul bize hiç küsmüyor…Sirkeci'ye, oradan arabalı vapurla Harem'e, Üsküdar'a, eve, banyoya, yatağa; "horrrrrrr, horrrrrrr, horrrrrr…"
Bu seyahatimden çıkardığım sonuçlar ve gözlemler bana çok faydalı oldu. İnsanoğlu gerçekleştirmeyi istediği hedefler için önce inanmalı. Gayret etmeli, gerekli tedbirleri almalı ve sınırlarını zorlamalı ki (kabuğunun dışına çıkmak) neler yapabileceğinin farkına varabilsin.